16 Ekim 2014 Perşembe

Fatsa düştü biz yenildik; Kobane düşerse kim kazanacak?

Fatsa düştüğünde 12 Eylülcülerin kazanacağı belli olmuştu. 12 Eylül’den kısa bir zaman önce gerçekleştirilen Nokta Operasyonu aslında Fatsa’nın nasıl bir tepki vereceğini ölçmekten ziyade, devrimci hareketin ülke sathında açık faşizme hangi ölçüde direniş sergileyeceğinin test edilmesiydi.

Fatsa’nın tavrı 12 Eylülcülerin elini rahatlattı. Fatsa, egemenlerin korktuğunu yapmadı, geri çekildi; bir kısım insan dağlara çıktı, daha büyük kesim ise tutuklandı. Bugünden bakınca Fatsa’yı terk etme kararı doğruydu değildi gibi bir tartışma anlamsız gelebilir ancak söylenmeli ki 12 Eylülcüler Fatsa’nın yarattığı moralle ülkeyi hallaç pamuğu gibi attı. Tarihi varsayımlarla yeniden yazmaya kalkışmak doğru bir yöntem olmasa da, kabul edilmeli ki Fatsa beklendiği gibi sert bir direniş gösterseydi, belki de sıradan bir gün olacaktı 12 Eylül 1980.

Hâkim sınıflar neden bir başka yerde değil de Fatsa’da yaptı 12 Eylül’ün provasını? Fatsa iç savaş günlerinin en sakin kentlerindendi. Neredeyse tek bir silah bile atılmıyordu. Fatsa’da “anarşi” yoktu, dirlik düzenlik vardı. Günde 20-25 kişinin yaşamını yitirdiği iç savaş gerçeğinin 12 Eylülcüler tarafından toplumsal meşruiyet için kullanılması Fatsa için geçerli değildi; kentte kimsenin burnu bile kanamıyordu.

Fatsa’nın sol tarih açısından tartışılmaz bir yeri bulunmaktadır. İz bırakmıştır. Bugün dahi sosyalizm tartışmalarının değişmez örneği olarak gündemin ilk sırasında kendine yer açmaktadır. Sadece Fatsa mı? ODTÜ ÖTK, Yeraltı Maden İş örnekleri de öyle. Liste daha da uzatılabilir mi? Pek sanmıyorum, hepi topu bu kadar!

Sosyalizm bir pasta ise Fatsa pastanın ne leziz dilimiydi, devrimcilerin gelecek tasavvurunun görünür haliydi, alternatif yaşam örneğiydi.

Hâkim sınıfların ilgi alanına girmesi de bu nedenleydi. Fatsa’yı teslim almak, emekçilerin geleceğini karartmak, devrimcilerin inandırıcılığını yok etmek olacaktı ki 12 Eylülcüler bu küçük kente vurmak için en ufak bir tereddüt göstermedi. Biz tereddüt ettik, onlar etmedi.

Görüyoruz, Kobane için kimse tereddüt içinde değil. Ne IŞİD ne de Kürtler. IŞİD bütün gücüyle yükleniyor Kobane’ye, Kürtler var güçleriyle direniyor.

Kobane neden önemli? Fatsa neden önemliyse, Kobane de bu nedenle önemli.

Kobane’nin nasıl yaratıldığına dair gerçekler biliniyor elbette. Emperyalistlerin kışkırttığı Suriye iç savaşının zincirleme sonuçlarıyla karşı karşıya olduğumuzun farkındayız. Kobane yaşam tarzı çatışması değil alan savaşı da olabilir. Bütün bunlar Kobane’nin alternatif bir yaşam olduğu gerçeğini değiştirmez.

Ne için alternatif, nasıl bir alternatif bu ayrı bir konudur; tıpkı Fatsa’yla ilgili farklı değerlendirmeler olduğu gibi.

Fatsa yenildi ancak iz bıraktı; savaş nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın Kobane şimdiden tarihe geçti, kazandı yani.

Fatsa yenildi ancak hep masum kaldı. Kobane’nin masumiyeti antiemperyalizmle sınanacak.

Bekleyip göreceğiz.


13 Ekim 2014 Sendika.org